İlgili aramalar: amatör - ellere söyleyemedİm - ellere - sÖyleyemedİm - by enemİs



ahmet_hoca

28/12/2009 - yanımda kalmak zordur benim

Kategori: psikoloji

 

 

yanımda kalmak zordur benim... dengesiz dostluklarım vardır. elimde olmadan sözümü tutamayacağım zamanlar vardır ve bazen zarar vermemek için kendime zarar vere vere gitmelerim vardır.

 

 

yanımda kalmak zordur benim... bir anda sinirlenir ve kırarım herşeyi altüst eder ve dönülmez çukurlar açarım arada , bir anda herşeyi yakar yıkar ve geriye külü kalmayan yangınlar bırakırım ve herşeyi bitiririm...

 

 

yanımda kalmak zordur benim... yaptıklarımın çoğunu anlamak için zaman gerekir ve anlayamayanlar beni suçlar. acımı içimde mutluluğumu dışımda yaşarım ben ve bir yanardağ misali yüzümde güller açarken içimde volkanlar patlar benim. nolur içimi görmeyi dileme bu ateşin yakamayacağı kimse yok...

 

 

yanımda kalmak zordur benim... beni anlamaya çalışmak dünyanın en zor şeyidir çünkü ben bile kendimi anlayamıyorumdur çok zaman

 

 

yanımda kalmak zordur benim... çünkü çok ileri adımları tasarlayıp yürürüm ve bunu göremezsen sadece suçlarsın beni....

 

 

yanımda kalmak zordur benim... çünkü yaşayan bir ben yokumdur dünyada, sende yaşarım herşeyi. sen kimmisin ?

 

sen arkadaşımsındır , sevgilimsindir , eşimsindir , düşmanımsındır belki de.

 

 

 

ama beni arama, ben yokum sen varsın.

 

 

yanımda kalmak zordur benim bu yüzden gidenlere hep dua eder ve onları onlardan çok anlarım...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2009 - Çoban Olabilmek

Kategori: psikoloji
devrin birinde bir ağanın koca bir sürüsü varmış. kim bu sürülere çoban olsa kısa sürede ya kafasını oynatıyor yahut hastalanıp işi bırakıyormuş. gel zaman git zaman artık ağa köyünde ve çevresinde çoban bulamaz olmuş. gitmiş bir alime ve demişki
- üstadım sen bilirsin ben bu sürüme nasıl çoban bulayım?
alim cevap vermiş;
- evladım senin sürü çok kalabalık ve çeşitli cins hayvanlardan oluşuyor. bu sürüyü bir arada tutmak isteyen ya önceden deli olacak yahut sürtünün başında delirecek. amma bir yolu daha var o da sana uyarmı bilemem.
ağa merak etmiş ve;
- üstadım nolur yolunu söyleyin. hayvanlar ahırdan çıkamıyor hepsi orada ölecek her olursa olsun ben bunu yapmaya hazırım demiş.
alim ise;
- o zaman sen kendine tek derdi kendisi olan bir çoban bulacaksın. koyunun kayboldu, kuzusu öldü, süt vermedi, sürü dağıldı vb hiç bir şeyi dert etmeyecek. sürü ile beraber onlardan sadece gidip gelecek ve sürünün durumundan değilde kendi rahatından ileri geçmeyecek biri olacak. işşte bu tip bir çoban bulursan belki sürü ilk zamanında olduğu gibi olmaz ama en azından sen rahat edersin.
ikinci yol olarakta sen sürüyü sat ve kurtul sürüden yoksa bahsettiğim çoban tipindne başka içinde göreve liyakat olmayan hiç bir insan senin sürüne çobanlık edemez.
ağa gelmiş ve bahsedilen bir tip çoban bulmuş. sürüden koyunlar kayboluyor, kuzular anne karnında ölüyor, süt yok yoğurt yok ama çobanın keyfş yerinde. en son ağa çobana diyorki
- ya ben anlamadım bu kadar derdin tasanın içinde bu ne rahatlık?
çoban cevap veriyor;
- sürü benim değil, bu malı ben toplamadım. bu malın üzerine geldim bunlar vardı ama öncesinde bunlar benim için yoktu. o sebeple başkasının sürüsü benim derdim değildir. eğer bens enin sürünü dert edinsem ya deli olurum yahut ölürüm.
ağa koşuyor alim kişiye ve soruyor bu ne haldir diye?
alim;
- haklısın kardeşim diyor. ruhunda çobanlık olmayan sadece dağıtmayı bilir toplamayı değil. ruhta çobanlık ise Allah vergisidir sonradan düşünmekle yahut çalışmakla elde edilmez. Allah vermemişse bunda kulun kusuru aranmaz. burada tek kusur senindir çünkü sen çoban olmayana sürünü teslim etmişsin...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/2/2009 - İhanet

Kategori: psikoloji



ihanet; kişinin kendi elleriyle kendi kalbini ve aklını idamıdır.  en başta ihanet eden kalpten asıl ve ulvi sevgi çıkar ve yerine menfaat sevgisi gelir. menfaatini düstur edinen kşinin akıl melekesi yerini sadece nefsin ipine kaptırır. çünkü akıl insanı her tür hatadan ve kötülükten alıkoyacaktır. menfaaat ise hata ve kötülüklere açılan bir sandaldır.

eğer bu sandala bir defa bindiyseniz etrafınızdaki herkesi kıyıda bırakır ve açılırsınız. ilk zamanlar güzel güzel yüzen sandalınız gün gelir ( daha fazla menfaat için )yelken ve demir ister. ama maalesef bulamazsınız çünkü bunu sağlayacak olanları menfaat sandalına binerken yanınıza almadınız.  

bir süre sonra yönünüzü tayin etmek ve güzel yolculuklar için akıl melekesine ihtiyaç duyacaksınız ama heyhat o da kıyıda kalmış. dostlarınız yok, aklınız yok ve sevenleriniz yok. ama hani sizi sevenler vardıya sizinle beraber sandalda olanlar, işte onlar da en yakından geçen bir başka sandala taşınıverirler. nasılsa herkesin amacı menfaat ve dünya menfaat dünyası. bir bakarsınız ki koskaca bir hiçlik ve utanç boşluğunda dostsuz, akılsız, sevgisiz ve kimsesiz kalıvermişsiniz.

her menfaatçinin sonu menfaat denizinde boğulmaktır. dostlarınızı kandırırken ve menfaatinizin peşine düşmeden önce dikkat edin ve kandırdığınız yüze iyi bakın. sakın o siz olmayasınız...

her kandıran kendini kandırır ve her menfaat peşine düşen sonunda o menfaat denizinde boğulmaya mahkumdur...

menfaat bir merdivendir, ayağının altına alan yükselir, başının üstüne alan alçalır. 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - Ölümün Sıcak Yüzü

Kategori: psikoloji




ölüm ne kadarda soğuk değil mi ? hayır bence çok ama çok sıcak ve asla soğuk değil . neden biliyormusunuz ; her derdiniz bitiyor , hele birde yaradanın rızası doğrultusunda yaşadıysan , yaradanın emrettiği gibi yaşamaya  çalıştıysan Allahın sevgilisine kavuşuyorsun , hep kaybettim dediğin herkese ve bir daha kaybetmemek üzere .

mesafeler yok , nefret yok , kin yok , uğraş ve yorgunluk yok . bağlandınmı bağlı kalıyorsun ve hep gülümsüyorsun . Allah c.c. nun rızasını kazanan herkesle berabersin ve asla korku şüphe yok . ne güzel bir yurt ve bu yurda giden tek araç ölüm . ne sıcak bir binek şu ölüm . her derdi kederi sonlandıran ve mutluluk şehrine giden binek . 

hani soğuktu ; demekki soğuk olan sen değilsin ey ölüm , soğuk olan bizim yüzümüz . o şehre gitmeye yüzümüz yok , oradakilere bakmaya ,  dost olmaya .

o zaman o yurdu haketmek için çabalayalım ve yüzümüzü ısıtan ölümü tebessümle karşılayalım . seni seviyorum ey sıcak yüzlü ölüm ve seni seviyorum ey ölüm meleği. bizleri de o güzellikler yurduna götür .

çok zor değil galiba...

siz ne dersiniz ?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2008 - Elde Etmekmi - Elde Tutmak mı Zor ?

Kategori: psikoloji




insanlar birini sever ve onu elde etmek için olmadık yollara başvurur . en sonunda elde eder ve ardından asıl imtihan başlar .

gelin bunu iki başlıkta inceleyelim ve sorumuza cevabımızı vermeye başlayalım.



elde etme aşaması :

nişanlı , sözlü yahut ilk tanışma aşamasında taraflar birbirlerine olmadık sözler verir ve olmadık şekillere girerler . mesela konuşurken kırmadan - incitmeden konuşmak , iltifatlar yağdırmak , sürekli mesajlar çekmek , sürekli aramak - sormak ve hediyeler almak , çeşitli sözler vermek ( kötü arkadaşları terkedeceğim , kötü alışkanlıkları terkedeceğim , hatta senin sevmediğin hiç bir şeyi sevmem vs . yalanlarını her iki taraf da söyler durur . ) , onun kızdığı şeyleri yerleri terketmek , her söze itaat etmek veya itaat eder görünmek , sevdiğinin mutluluğu için herşeyi yapmak . kim böyle biriyle evlenmek istemezki. ve söz , nişan , düğün derken geldik ikinci aşamaya .




elde tutma aşaması :

artık kadın veya erkek sevdiğiyle evlenmiş ve kendi kafasına göre kuş kafese girmiştir :). ilk açıklar verilmeye başlanır . hani sen sigarayı , kötü alışkanlıkları , işte şurayı - burayı , şu arkadaşı - şu kişiyi terkedecektin ? ilk yalan yakalandı ve ilk çatırtı başladı . :(

hani ben üzülünce sende üzülürdün , eskiden arardın  neden aramıyorsun ? ikinci çatırtı . :(

benim sana hediye ettiğim ve o zaman çok beğendim - hiç üstümden çıkarmıyroum dediğin tişröt vs . hani o nerede ? üçüncü çatırtı :( .


sayarsak saymakla bitiremeyeceğimiz şeyler vardır kısaca değindik sadece .



peki hata kimde veya nerede ? hata atılan ilk adımda kendin gibi olmamakta . yani tutamayacağımız sözler vermeyeceğiz , o an için değilde bir hayat boyu düşünüp kararlar alacağız ve cevaplar vereceğiz . sana hediye edilen şeyi beğenmediysen beğenmediğini açıkça ifade ettikten sonra teşekkür edip sen aldın diye senin yanında giyerim diyeceksin ( sokakta - arkadaşların arasında öldürsen giydiremezsin hiç zorlama :)) .




gerçekte ne isek her adımda o kişi olacağız . nişanlanılan - sözlenilen - sevilen kişi ayrı evlenilen kişi ayrı çıkarsa çöküntüler başlayacaktır . yoksa ne mi olur ? tüm ailenizi terkedip sığındığınız ve kendi limanım dediğiniz aileniz harabeden öteye geçemez . uzaktan bakıldığında liman görüntüsü veren bu yer yakına gelince harabe olduğunu hemen açık eder. bu harabeye bağlı olması gereken gemilerde bağlanılacak liman olmadığı için açık denizde yol alabildiğince açılır ve Allah korusun tüm aileyi sefil edecek olan aldatma - boşanma gelir kapıyı çalar .


peki hata kimde ? ( herkesin cevabı kendinde saklı )



uzun lafın kısası ilk düğme hatalı iliklenirse tüm düğmeler hatalı iliklenir . uygun adım yürünen yolda ilk adımınız hatalı ise tüm adımlarınız hatalı olacaktır .


bize düşen ilk adımı atarken hatasız atmak ve ilk düğmeyi iliklerken düşünerek iliklemektir . gerisi zaten diğerini takip eder ve hatasız şekilde yürür.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/7/2008 - Gidipte Gelmemek Var

Kategori: psikoloji



hiç giden bir geminin yahut trenin ardından bakanları izlediniz mi ? onları ne teselli eder diye düşündünüz mü ?

gidenlerin yaktığı ateşi yine gidenler dönünce kendileri söndürür . o bir defa isteyerek yahut istemeden taeşi yakar ve gider . ateşin yanmasını ve devamını körükleyen aslında bizleriz . ya gelmezse sözü hep ateşi canlı tutar. ya gelemezse ?

hiç düşündük mü gidipte

GELMEYENLERİ,

aslında

GELEMEYENLERİ ? 

yahut kalabalık bir şekilde ardından mendil sallarken onun içindeki YA DÖNEMEZSEM korkusunu , uzağa giden herkesin içinde bu korku ateşi yanarken mendil sallayanların içinde ise kavuşamama korkusu yatar .

son söz kendine iyi bak olur . çünkü artık istesede o seni kollayamayacağını bilmektedir .

HERKES KENDİNE İYİ BAKSIN DEMEYECEĞİM BEN , İNADINA O EL SALLAYAN HERKESE DENİLECEK OLAN SÖZÜ SÖYLEYECEĞİM .

AYRILIKLAR SEVGİLERİ PERÇİNLEYEN , SÖNMÜŞ AŞK - SEVGİ ATEŞLERİNİ ALEVLENDİREN VE KIYMET BİLMEYİ HATIRLATAN İLAHİ HEDİYELERDİR .

TÜM AYRILIKLARIN BİTMESİ DİLEKLERİMLE ....

 <    ahmet_hoca    >
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/7/2008 - Kalkman Gerekiyor

Kategori: psikoloji


her zamanki yerinde duvar dibindeydi yine
gözleri ağlamaktan şişmiş etrafına bakınıyordu
yanına yaklaştım neden ağlıyorsun dedim
dedi ki ; dostlarım vardı hayatıma güneş olan
hayalerrimin çöllerinde kaybolurken
bana vaha olanlar vardı
gözlerim yağmurları kıskandırırken mendil olurlardı
ve her anımda bana sadece bahar olurlardı

neden hayatımı kışlara terkettiler
artık hayatta baharların olduğuna inanmıyorum
çünkü her baharın bir kışa dönüşü varmış
benimde baharlarım kışlara dönüştü
hani bir kuşu seversin avucunda tutarsın
kaçmasın diye sıkarsında ölür diye korkarsın
parmaklarını hafifçe açınca uçar gider ya
dostlarım kuşlarmıydı ki uçtular ?

onlar kuş değildi dedim
düşündüğün gibi bahar da değillerdi
onlara bakıp baharları gören
çöllerde vahaları düşündüren
senin saf yüreğindi
ve sil gözyaşlarını
her ne kadar gidenler varsa bile
sadece bedenleri gitti unutma
yürekleri burada ve onlarda senle ağlıyor

ayağa kalkman lazım
dostunu ağlatıp düşmanını güldürmemen için
ayağa kalkmalıyım dedi ve kalktı
bir harabe gibi yürürken ardından baktım

dostları kalmamıştı etrafında 
yüreğinin güzelliğini yansıtabileceği 
gözyaşlarını silecek yüreğine dokunacak
döndüm ve halime şükrettim 

çöktüğüm yerden kalktım 
karşımda olmasalar bile
yüreklerinin elini uzatıp 
kalk diyecek dostlarım vardı 

eğer halen bir tek dostunuz varsa bile 

ayağa kalkmalısınız....

çünkü siz düşerken aslında dostlarınız düşer .....


<      ahmet_hoca    >
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/7/2008 - Dostlarım

Kategori: psikoloji


dost kelimesi ancak bu kadar anlam kazanabilirdi. basit bir adımda yüreklerini döken ve yeri geldiğinde hesap sorabilen ,senden çok sen olan kişiler. hani bazen ben ne istersem yaparım dersiniz ama çevrenizde kale gibi varlıklar görürsünüz . ağlarken gözyaşınızı silmişlerdir , yürekleri yangın yeri iken size gözlerinde baharı sunmuşlardır .

işte bir gün bir hata ile onları kırarsanız gözler kapanır. artık bahar yoktur ve ruhunuz üşür. karakışlara kaldım dersiniz . nerede  dostlarım derken gözleriniz yaşarır ve ümitsizce aranırsınız . koca gövdeli çınarları terkedip bir sarmaşık altına sığınmışsınızdır . yağmur olanca hızıyla yağarken sizin sadece ruhunuz üşür ve kalbiniz titrer . gözlerinizden düşen bir damla yaş toprağa düşmeden bir avuç açılır önüne . kafanızı kaldırınca baharla karşılaşırsınız . işte o çınar gövdeli , kale gibi sağlam ve hilesiz , yürekleri yangın yeri gözleri bahar olan , dilleri bülbül ötüşü dostlarınız yine etrafınızdadır .

ayrılıklar ve soğukluklar neden yaşandı dersiniz ? işte o an ilahi ses yankılanır . kıymet bilmiyordun aldık ve geri verdik. tekrar alırsak geri dönüşümsüz ayazlarda kalırsın...

dostlarınızın kıymetini bilin ve unutmayın ki saymak isterseniz bir elin parmaklarını geçmezler....

iyiki varsınız hayatımın anlamları , kışlarımın baharları iyiki varsınız...

ahmet_hoca
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/6/2008 - Gitmem Gerekiyordu

Kategori: psikoloji




saat gece 03.27...

benim düşündüğüm şey aniden sanal veya reel olarak beni tanıyan herkesin hayatından çıkıp gidersem ne olur ? Acaba kaldıkça mı zararlıyım yoksa giderekmi daha çok zarar veriririm ? 

Hayatta bazı şeyleri önceden kestiremiyor insan , gitmeye karar verdiğim bu son günlerde beynimi kemiren ve cevabını bulamadığım soru bu. gitmişsem bil ki cevabımı bulamasamda bir karar vermişim ve uygulamaya geçmişimdir . Eğer halen buradaysam henüz kararsız olduğumdandır . Dostum bu ani gidişime hazırlıklı olasın diye bu yazıyı yazdım. Nereden çıktı dersen bende sana şunu derim; ölümlü dünyada yaşıyoruz - ölüyoruz ve istemesekte gideceğiz. Bu gidişler hep zorunlu değilmi ? bil ki bu zorunluluğu hissetmeseydim ben de gitmezdim. Dostum canını daha fazla yakmamak için hayatından olabildiğince hızlı çıkmaya çalışıyorum. Karar verdim artık kimsenin hayatına girmeyeceğim . senden tek ricam hakkını helal etmen ve beni en hızlı şekilde unutman . bu daha az canını yakar diye ümit ediyorum. 

Kendine iyi bak dedim de aklıma geldi bu sözü hiöç zevmedim biliyorsun . bu veda değil elveda kelimesidir derdim. yani giden dönmeyecekse der derdim hep. inanmazdın sus be derdin . işte bak kanıtı . sana kendine iyi bak dedim ve gidiyorum.
 
KENDİNE İYİ BAK artık ben yokum , istediğin kadar nefret et , istediğin kadar küfürler et ve beddualar et.  bunların hepsini yapmakta serbestsin. çünkü seni yarıyolda bıraktım ve seni terkediyorum. ben hainim ve kendini bu söze alıştır ben hainim ve sen ihanete uğradın. kendini bu söze alıştır , sana ihanet ettim ve seni terkettim. Zerre kadar insanlığın , haysiyetin ve kişiliğin varsa beni unutur ve sadece beddua edersin. Sana yakışanı yap ve bu haini unut...

ÇÜNKÜ BEN SENİ ÖMRÜM BOYU UNUTAMAYACAĞIM , GİTMEM GEREKTİ VE GİTTİM AMA CANIMI SENDE BIRAKTIM BU CESEDİ SÜRÜKLEYEREK GİTTİM... 


ahmet_hoca
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/6/2008 - Rolunu Sen Yaz...

Kategori: psikoloji


 

ne olduğuna ve kim olduğuna sen karar ver

asla birilerinin sana karakter çizmesine müsaade etme

onlar senden bunu bekliyorlar diye değil

sen yapmak istediğin için yap bişeyleri

hiç kimsenin sana çizdiği karakter rolunu oynama

unutmaki bu sadece sana ait olan hayatı birilerine atfetmektir

sen asla bir oyuncu değilsin , bu yüzden rol yapma

kim ne der değil , ben ne yapmak isterim de

birilerinin yönlendirmesiyle tiyatro sahnesine benzer bir hayat yerine

kendi doğruların ve yönlendirmelerinle kendi hayatını yaşa

unutmaki hayatın sana sadece bir defa verilecek

ahirete kadar sana ikinci bir hayat yok...

bir başkasının çizdiği karakter onun için ne olman gerektiğidir

sen kendin için sen ol ve kendi karakterini kendin çiz

böylelikle hayat sahnesinde kendi senaryonun başrolünü oyna

başkasının çizdiği role hep yabancı ve uzak kalırsın

sıkıntılarla dolu bir rol yaşayacağına kendini oyna

kimseye kendini beğendirmek zorunda değilsin

sen kendini beğeniyorsan ve bu benim diyorsan sen O sun...

şunu yaparsam şu kişi ne der düşüncelerinden sıyrıl ve unutma

yaptığın ve yapmadığın herşeyin hesap sorucusu tektir

ve vicdanına , Allah'a hesap vereceğini bilerekten ve aklından çıkarmayaraktan

kendi rolunu kendin çiz ve içinden geldiği gibi oyna...

yazan : ahmet_hoca...

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

herkes yaptığı iyilik veya kötülüğün cezasını bulmadan ölmeyecek... affetme özürlüyüm...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

yurekyanginlari
Blogcu Yardım
katrenur
receppiskin
aaysen
gulbaharsultan
cankurban
zeynebimmm
resimdostu
deniz kılınç
neslihannur
sebebihuznum
gulleresevdali55
vurgunuyumgullerin
maviimavii
ahsenhilayy
bilginerdogan
hazan1974
sidarta63
tarihsuuru
orhanbaran
mp3trance
netnecan
perfinia
<-center>