İlgili aramalar: amatör - ellere söyleyemedİm -  ellere -  sÖyleyemedİm -  by enemİs



ahmet_hoca

16/6/2009 - Küçüğüm

Kategori: genel







                  

                  >>>>KÜÇÜĞÜM<<<<

Aynı  sokakta oturuyorduk, her gün bir erkek çocuğu ile geliyordu eve.
Adı  Esrarengiz di, her kez onun hakkında farklı şeyler söylerdi, fakat kimse gerçeği  bilmezdi.
Dalgalı  saçları vardı, yeşil gözlü, kumraldı. Mahallenin erkekleri hayrandı ona, bense  nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz sadece gelir geçerdim.
Bir gün  onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı, bana gülümsedi şaşırdım ama  yinede onu sevmiyordum, fakat o çok farklıydı. Gece boyunca lambası yanardı.  Uyumak yerine onun evini seyrediyordum. Onu sevmediğim halde her şeyiyle  ilgileniyordum. Yavaş, yavaş onu gözlemeye başladım. O an anladım ki hep kendimi  kandırmışım.
Ona karşı  hissettiğim şey sevgiymiş aslında. Artık o evine gelmeden uyuyamıyordum. Yanına  gelen erkek çocuklarını kıskanırdım, herkez onun kötü olduğunu söyleyince hep  onu savundum. Onunla karşılaşmak için hep kapıda dururdum. Onu yine yolda  gördüm. Bana göz kırptı, yanımdan geçerken onu çağırdım! Acelem var küçüğüm!  Dedi.
Bana  aramızdaki yaş farkını hatırlatmıştı. Eve gidince sabaha kadar  ağlamıştım.
Karar  verdim ona aşkımı ilan edecektim. Onu gözledim, bir gün onu gelirken gördüm.  Peşine düştüm. O evine girdi, biraz bekleyip kapıyı çaldım, açtı.
Ne var  küçüğüm dedi !!!
Seni  seviyorum dedim. Gülümsedi
Eee dedi 
Ne eee’ si  dedim konuşmadı.
Koşarak  dışarı çıktım. Bir ay boyunca evden çıkamadım.
Bir gün  arkadaşlarla konuşurken, ambulans geldi onun evine girdi,
Sedyeyle  onu dışarı çıkardılar, önümüzden geçerken bana yüzünü dönerek bende seni küçüğüm  dedi.
Ve  gözlerini yumdu. Kıpkırmızı olmuştum ve her kez bana bakıyordu, ağlayarak  koşmaya başladım. Akşama kadar sokakta gezdim. Gözyaşlarım durmadan akıyordu.  Sonra  eve geldim. Annemler ondan bahsediyordu. Sevdiği bir çocuk  varmış. Ailesi evlenmesine izin vermeyince çocuk evden kaçmış, sokak serserileri  onu öldürmüş. Eve getirdiği erkekler evi olmayan, küçük, fakir erkek  çocuklarıymış. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok sevip acı çekmiş. İntihar edip hastaneyi  aramış. Polisler evin duvarında küçüğüm yazısını bulmuş.
Küçüğüm  sende ölme yazıyormuş.
Bende seni  sevdim, sevdiklerim gibi sende ölme diye ben öldüm
Küçüğüm,  küçüğüm…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/5/2009 - Zamansız Elde Edilen Zarardır

Kategori: sohbet



Allah c.c. kullarını yarattı ve bizlere herşeyin bir zaman ve nizam içinde olacağını haber verdi. peki zamanının öncesinde yahut sonrasında elde etmek istediğimiz şeyler için ne yapacağız? işte bu isteğimizi bilen Allah c.c. bizler için ahireti yarattı ve " muttaki kullarıma dünyada elde edemediklerini yahut Allah korkusundan dolayı elde etmekten vazgeçtikleri şeyleri ahiret yurdu olan cennette vereceğim " müjdesini verdi.

Bir çiftçi için tohum ekme döneminde toprağı gübrelemesi, gübreleme döneminde tohum ekmesi, yaz ayında ekime kalkması veya kış mevsiminde hasat yapması zarardır. Bir bebeğn zamanından önce doğması veya zamanından sonra doğması zarardır. Örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Bu sebeple Allah c.c. kullara sabır ve ahiret yurdunu emretmiştir. Dünyada her beğendiğimiz şeyi elde edemeyimişimizin sebebi bir imtihan vesilesidir. Eğer her istediğimiz olsa veya her yaptığımız iş başarıya ulaşsa bizim sınavımız nasıl yapılacaktır? İnsanoğlu elde edemediği zaman nefsi azar ve isyana girer. Bu sebeple Allah c.c. kullarını imtihan için " Biz verdiklerimizin birazını eksiltir ve arttırırız. Böylelikle kullarımızı imtihan ederiz " buyurmaktadır.

Bir kıssa ile bitirelim: Devrin birinde bir kral saraydaki bahçıvanları tek tek astırıyor. Bunu duyan fakir bir bilgin saraya gidiyor ve kralım neden bu garipler asılıyor diyor? Kral ise ben pembe gül istiyorum onlar ise yetiştiremiyor diyor. Bilgin bakıyor dışarıda kar var ve hava buz. Bu dönemde gül açması imkansız. Krala dönüp diyorki sayyın kralım ben size gül yetiştiririm ama benimde sizden bir isteğim olacak. Kral tabiki buyur iste diyor. Sizden hemen yarın bir erkek çocuk istiyorum ama sizin oğlunuz olacak ve yarın doğacak bende o doğan çocuğun kundağına gülü koyup size getireceğim diyor. Kral şaşırıyor. Deli adam bir günde çocukmu olur? hem çocuk deidğinin zamanını beklemesi lazım, hem çocuk gününden önce doğarsa ölür, hemde zamanı gelmeden günü dolmadan o çocuğu Allahtan başka kimse dünyaya getiremez diyor. Bilgin gülüyor ve sayın kralım madem birşeylerin siz gününden önce olmayacağını biliyorsunuz peki bu kış mevsiminde gül ayına aylar varken nasıl insanlardan gül istiyorsunuz? diyelimki gülü ektim ve soğuktan korudum ama dalından kopardığınız an yahut bir iğne ucu kadar yerden girecek soğuğun onu mahvedeceğini bilmezmisiniz? Kral hatasını anlıyor ve yaptıklarından vazgeçiyor.

Nefs hep olmazı ve ulaşılmazı ister, istediği şeyler hep günahtan ve isyandan geçer. Bu sebeple o zamansız ister ve zamanından önce elde edilecek şeylerin felaketimiz olmasıda kaçınılmazdır. Akıllı insan zamanında önce istenilen şeyi sadece bekler, hayalini kurur ve sever. Ama elde etmek için ille zamanını bekler. Müslüman akıllıdır ve verielen de, verilmeyenede hamd eder şükreder.

ahmet_hoca
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2009 - Çoban Olabilmek

Kategori: psikoloji
devrin birinde bir ağanın koca bir sürüsü varmış. kim bu sürülere çoban olsa kısa sürede ya kafasını oynatıyor yahut hastalanıp işi bırakıyormuş. gel zaman git zaman artık ağa köyünde ve çevresinde çoban bulamaz olmuş. gitmiş bir alime ve demişki
- üstadım sen bilirsin ben bu sürüme nasıl çoban bulayım?
alim cevap vermiş;
- evladım senin sürü çok kalabalık ve çeşitli cins hayvanlardan oluşuyor. bu sürüyü bir arada tutmak isteyen ya önceden deli olacak yahut sürtünün başında delirecek. amma bir yolu daha var o da sana uyarmı bilemem.
ağa merak etmiş ve;
- üstadım nolur yolunu söyleyin. hayvanlar ahırdan çıkamıyor hepsi orada ölecek her olursa olsun ben bunu yapmaya hazırım demiş.
alim ise;
- o zaman sen kendine tek derdi kendisi olan bir çoban bulacaksın. koyunun kayboldu, kuzusu öldü, süt vermedi, sürü dağıldı vb hiç bir şeyi dert etmeyecek. sürü ile beraber onlardan sadece gidip gelecek ve sürünün durumundan değilde kendi rahatından ileri geçmeyecek biri olacak. işşte bu tip bir çoban bulursan belki sürü ilk zamanında olduğu gibi olmaz ama en azından sen rahat edersin.
ikinci yol olarakta sen sürüyü sat ve kurtul sürüden yoksa bahsettiğim çoban tipindne başka içinde göreve liyakat olmayan hiç bir insan senin sürüne çobanlık edemez.
ağa gelmiş ve bahsedilen bir tip çoban bulmuş. sürüden koyunlar kayboluyor, kuzular anne karnında ölüyor, süt yok yoğurt yok ama çobanın keyfş yerinde. en son ağa çobana diyorki
- ya ben anlamadım bu kadar derdin tasanın içinde bu ne rahatlık?
çoban cevap veriyor;
- sürü benim değil, bu malı ben toplamadım. bu malın üzerine geldim bunlar vardı ama öncesinde bunlar benim için yoktu. o sebeple başkasının sürüsü benim derdim değildir. eğer bens enin sürünü dert edinsem ya deli olurum yahut ölürüm.
ağa koşuyor alim kişiye ve soruyor bu ne haldir diye?
alim;
- haklısın kardeşim diyor. ruhunda çobanlık olmayan sadece dağıtmayı bilir toplamayı değil. ruhta çobanlık ise Allah vergisidir sonradan düşünmekle yahut çalışmakla elde edilmez. Allah vermemişse bunda kulun kusuru aranmaz. burada tek kusur senindir çünkü sen çoban olmayana sürünü teslim etmişsin...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2009 - Aşığınım

Kategori: siir





bir merdivenin basamaklarını çıkmak isterdim seninle
hayat bunun için geç kaldığımı yüzüme haykırdı
belkide sen erkenden çıkmıştın yola
bunun artık hiçbir önemi yok
kimin geç kaldığı veya kimin erkenden yola çıktığı
benmi erken çıktım senmi geç kaldın artık önemsiz
önemli olan tekşey aşkımdı ve seni sevmemdi

aynı duyguları hisseden kalplerin
yıkılmış köprünün iki tarafında kaldığı
imkansızlıkların vazgeçme sebebi olmadığı
hayatın sürprizlerle dolu olduğu bir gerçekti
belkide umutlar gerçeklerin adıydı...

her ne olursa olsun sevginin öğretisi başkaydı aşkınki başka
sevgi elde etmek ve sahip olmak derken aşk sadece sevmek
galiba erken yol alanlarla geç kalanlara yapacak tek şey kalıyor
aşık olmak...
ve aşık olduğu güneş için kendinden vazgeçmek
yağmur yüklü bulutlar sırf aşkının yüzünü kapamasın diye
yağmurdan vazgeçmekti ve ben vazgeçtim

en zoru, en mükemmeli ve en fedakarlık isteyeni
aşık olmaktı ve ben bunu yapabildim
aşık olmak deli cesareti gerektiriyordu
ben zaten deliydim ve
aşık oldum sana....

aşığınım.....

ahmet_hoca     05.05.2009
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2009 - Aşk can acıtıyor...

Kategori: genel



susmam gerekiyordu ve sustum.
sevdiğini söylemek isterken söyleyememek ve bazı güzelliklerin yasak olduğunu bilmek insanı çok acıtıyor.
aşk dedikleri şey bu olsa gerek. aşk sadece can acıtır demişlerdi. bu kadar acıtacağını düşünmemiştim.
hani bir gül vardır elinizde ama kış mevsiminde ekmeniz yasaktır. aynen seviyorsun ama bazı kurallar gereği söyleyemiyorsun.
baktığın herşeyde onu görmek ama susmak.
sevdiğini bildiğin halde hele bekle demek.

aşk sadece can acıtıyor...
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/2/2009 - İhanet

Kategori: psikoloji



ihanet; kişinin kendi elleriyle kendi kalbini ve aklını idamıdır.  en başta ihanet eden kalpten asıl ve ulvi sevgi çıkar ve yerine menfaat sevgisi gelir. menfaatini düstur edinen kşinin akıl melekesi yerini sadece nefsin ipine kaptırır. çünkü akıl insanı her tür hatadan ve kötülükten alıkoyacaktır. menfaaat ise hata ve kötülüklere açılan bir sandaldır.

eğer bu sandala bir defa bindiyseniz etrafınızdaki herkesi kıyıda bırakır ve açılırsınız. ilk zamanlar güzel güzel yüzen sandalınız gün gelir ( daha fazla menfaat için )yelken ve demir ister. ama maalesef bulamazsınız çünkü bunu sağlayacak olanları menfaat sandalına binerken yanınıza almadınız.  

bir süre sonra yönünüzü tayin etmek ve güzel yolculuklar için akıl melekesine ihtiyaç duyacaksınız ama heyhat o da kıyıda kalmış. dostlarınız yok, aklınız yok ve sevenleriniz yok. ama hani sizi sevenler vardıya sizinle beraber sandalda olanlar, işte onlar da en yakından geçen bir başka sandala taşınıverirler. nasılsa herkesin amacı menfaat ve dünya menfaat dünyası. bir bakarsınız ki koskaca bir hiçlik ve utanç boşluğunda dostsuz, akılsız, sevgisiz ve kimsesiz kalıvermişsiniz.

her menfaatçinin sonu menfaat denizinde boğulmaktır. dostlarınızı kandırırken ve menfaatinizin peşine düşmeden önce dikkat edin ve kandırdığınız yüze iyi bakın. sakın o siz olmayasınız...

her kandıran kendini kandırır ve her menfaat peşine düşen sonunda o menfaat denizinde boğulmaya mahkumdur...

menfaat bir merdivendir, ayağının altına alan yükselir, başının üstüne alan alçalır. 
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2009 - Tükendin Yüreğim

Kategori: siir


yüreğim kıyılaramı vurdun
sendemi tükendin
evet senide tükettiler
hani biz hiç tükenmeyecektik
hani her zoru aşacaktık
ne olursa olsun yıkılmayacaktık
hepsi koca koca yalanlara döndü
işte tükendin
koca yalancı
arkasına sığındın tüm yalanlar bitti
ve sende kıyılara vurdun yüreğim
yazık ettin bize
keşke ben ne kadar tükensemde
sen tükenmeseydin
yüreğim
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - Ölümün Sıcak Yüzü

Kategori: psikoloji




ölüm ne kadarda soğuk değil mi ? hayır bence çok ama çok sıcak ve asla soğuk değil . neden biliyormusunuz ; her derdiniz bitiyor , hele birde yaradanın rızası doğrultusunda yaşadıysan , yaradanın emrettiği gibi yaşamaya  çalıştıysan Allahın sevgilisine kavuşuyorsun , hep kaybettim dediğin herkese ve bir daha kaybetmemek üzere .

mesafeler yok , nefret yok , kin yok , uğraş ve yorgunluk yok . bağlandınmı bağlı kalıyorsun ve hep gülümsüyorsun . Allah c.c. nun rızasını kazanan herkesle berabersin ve asla korku şüphe yok . ne güzel bir yurt ve bu yurda giden tek araç ölüm . ne sıcak bir binek şu ölüm . her derdi kederi sonlandıran ve mutluluk şehrine giden binek . 

hani soğuktu ; demekki soğuk olan sen değilsin ey ölüm , soğuk olan bizim yüzümüz . o şehre gitmeye yüzümüz yok , oradakilere bakmaya ,  dost olmaya .

o zaman o yurdu haketmek için çabalayalım ve yüzümüzü ısıtan ölümü tebessümle karşılayalım . seni seviyorum ey sıcak yüzlü ölüm ve seni seviyorum ey ölüm meleği. bizleri de o güzellikler yurduna götür .

çok zor değil galiba...

siz ne dersiniz ?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2009 - Sen...

Kategori: siir

Hani derler ya

Bazı güzellikler vardır anlatılmaz

İşte onlardan biri gibi

Su damlası

Hayat gibi

Bir gül yaprağında çiğ

Bahar sabahında serin bir rüzgar

Ama hepsinden de ötesi

Sen…

Anlatmak isteyen kelimeler utanıyor

Anlatmak isteyen şair aciz

Şairler sessiz ve şiirler manasız

Kısacası

Anlatamadım

Affet beni

Adı sen

Başı sen sonu sen

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/1/2009 - Gidiyordun

Kategori: siir

gidiyordun...
gidersen biter demiştim
dönüp baktın ve bitmez dedin
ya karşılamazsak dedim
seven sevdiğine mutlaka kavuşur dedin
ama sevdiğide seviyorsa
bir akşam karanlığında
çıkıp gittin
halen güneş doğmadı biliyormusun
ve akşam hep akşam
o zaman anladım
ben sevmişim ama sen ....
işte yazamayacağım şey
düşünemeyeceğim şey
hiç gelme
hep akşamlarda kalayım
ama dilime geleni söyletme bana
hem nasılsa ölene dek zamanımız var
geleceksin değilmi
hani bitmez demiştin
ben bitmediğine inanmak istiyorum
bitti dediğin an
akşamın geceye döndüğü andır
ve ömrümün bittiği andır
senin sevmediğini bilmektense
sevdiğini düşünerek
ve seni düşünerek
ve bekleyerek
ve ölümden önce gel
yeterki sen gel
sen gelmeyeceksen
çekil yolundan
ölüm gelsin
sen yoksan
ben zaten
yokum......


ahmet_hoca
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

herkes yaptığı iyilik veya kötülüğün cezasını bulmadan ölmeyecek... affetme özürlüyüm...

Kategoriler

Arkadaşlarım

yurekyanginlari
katrenur
receppiskin
aaysen
gulbaharsultan
cankurban
zeynebimmm
resimdostu
deniz kılınç
neslihannur
sebebihuznum
gulleresevdali55
vurgunuyumgullerin
maviimavii
ahsenhilayy
bilginerdogan
hazan1974
sidarta63
tarihsuuru
orhanbaran
mp3trance
netnecan
perfinia